Yaşadıkça , bütün kritik kıvrımlarını ayrıntılardan aldığını görüyorum hayatın.
Biz insanlar ,her şeyin ortalamasına talibiz . Bütün hesapları ,kaba hatlarıyla döküyoruz beyaz sayfalara .
Üç aşağı beş yukarı hepimiz aynı kişiyiz. Sadece sıradan olmayı güvenli buluyor; sıra dışı olmaktan korktuğumuz kadar hiçbir şeyden korkmuyoruz.
Normal olabilmeyi hayatımızda en gerçek ideal olarak görüyor , anormalliği ruhsal teröre yoruyoruz.
En iyinin en popüler demek düşünüyor , vasat biliyor ve vasat yaşıyoruz.
Biz insanlar her şeyin ortalamasına talibiz. Oysa gerçek , ayrıntıların içine gizliyor kendini . Başkalıkların ardına saklanıyor. Ve hayat farklılıkların üstüne parıldıyor , zıtlıklarla genişleyip zenginleşiyor.
Bu inceliği göremiyoruz.
Bu Enginliği fark edemiyoruz.
Sıradanlaştıkça , ruhumuzun renklere açılan kapılarını tek tek kapatıyor , kendimizi dünyaya kilitliyoruz…
İçine düştüğümüz bu durumun , en çok yeni yaşama alışkanlıklarımızla ilgili olduğu açıkça görülüyor.
Bir yerde bir yanlış yaptığımızı da hissediyoruz aslında .
Yüksek sesle itirazlar seslendiremiyoruz ; ama geçmişin zihnimize yayılan aks-i sedasını da inkar edemiyoruz.
Eski hayatların ilmek ilmek örülen o geniş zamanlar kurgusu henüz silinmedi hafızalarımızdan . Anların dantel gibi ince ince işlendiği o eski günler burnumuzda tütüyor. O yoksul ama “varlıklı” insanları unutamıyoruz.
Sızılarımızdan cümleler geliştirmeyi, acılardan anlamlar çıkarmayı ve ayrıntılardan hayatlar üretmeyi beceremiyoruz.
Her şeye rağmen bir noktada durup , küçük ayrıntılardaki büyük gerçekleri yakalamamız gerekiyor.
Ya geri dönüp tarihsel bir zafer kazanacağız ya da sular bundan böyle hep devimsiz akacak.
Ya ayrıntılarda kendi ‘ adamlığımızı’ yeniden bularak canlacağız ya da vasatlıklar sonunda bilincimizi de bu işgal edecek.
Küçük ayrıntıları yakalamakla başlıyor her şey .
Çünkü büyük gerçekler , küçük ayrıntılarda kaybediliyor…
VESSELAM 👋
