Aşkınlık ve Yaşam : Sizlerinde bilindiği üzere hayatımız da aslında şu iki ana unsur başlıktan ibarettir aslında.
Nietzsche ‘nin bakış açısının ele alıp anlatırsak eğer ,
Tanrının ölümü düşüncesinin iki tema çerçevesinde incelemek gerekir.
“Tanrı öldü” ifadesi akla hemen Nietzsche ‘yi getirir.
Nietzsche güç çağının hem habercisi hemde savunucusu olarak görülür. Sadece felsefeyi değil , sanat , politika , etik ve dini de kapsayan çağdaş düşüncedeki nüfusu epey artmıştır. Konumuza dönecek olursak Tanrının ölümü bir olay iken , ateist bir inançtır.
Nietzsche Tanrı öldü derken , Avrupa kültürünü ve uygarlığını geri döndürülemez bir biçimde değiştiren tarihsel bir olayı kasteder . Yani Tanrının ölümü ne dünyaya ne de insan eylemine bir ereksellik affedilemeyeceğini belirtir.
Tanrının ölümü pozitif bir tarihsel hadise değildir.
Tanrının ölümü can alıcı noktası, bir yaşam biçiminu bunca zaman ayakta tutan değerlerin değersiz hale geldiğinin farkına varmasıdır. Nietzsche hem Hristiyan ahlakını hem de dinini gerçeklikten tümüyle kopmuş olmakla itham eder .
Ve Tanrının ölümü sayesinde de aşkınlık çözülür.
Özetlemek gerekirse Tanrının ölümü düşüncesinden iki temel sonuç vardır: İlki Aşkınlığın çöküşü ve buna tabiben yaşama bir hedef ve değer veren ahlaki yükümlülük duygusunun kaybolmasıdır. İkincisi ise yaşamı hayvanlıktan Tanrısallığa geçiş olarak yorumlamanın imkansızlığıdır.
Tanrının ölümüyle ilgili söyleyeceklere bakılarak Nietzsche’nin din karşıtı olarak nitelendirimeyiz .
Mesela dinin bir değere sahip olup olmaması değil bir halk adına değeri yansıttığıdır.
yani Tanrının anlamı ve değeri doğru, iyi , ebediye ve bir anlama olanla özdeş olmaktan çıkar. Hiçlik istemini ifade eden şeye dönüşür.
Sonuç olarak bakacak olursak Tanrının ölümü , aşkınlığın sonunun habercisidir. Eğer Tanrı öldüyse tüm değerlerin yeniden değerlendirmesi gerekiyordu.
Bununla beraber dört ama unsur olarak ; “Tanrının ölümü , üst insan , güç istemi ve aynını ebedi dönüşü.”
Burada aşkınlığın Tanrının ölümünden sonra hala olup olmadığıdır .
Yeni bir yaşam kavramında ihtiyaç vardır. Yaşamın ta Kendisine yani aşkınlığa yönelmelidir.
Yaşamın da varlığı ona göre oluştur. Oluş her an gerçeklendirilmiş bir şekilde belirlenmesidir.
Oluşun başı sonu yoktur , çünkü gelecek geçmişle aynı değildir.
