Yankılar

Gönlümüzce emek verdiğimiz şeyler var; onları birilerinin üstünde görmek istiyor, birilerine yakıştırıyor, üstlerine iliştiriyoruz. Farkına varmıyorlar çoğu zaman; işin hassasiyetine eremiyor, inceliğini bilemiyor, iki tarafta koşuş-tururken üstlerinden düşürüyorlar. İçimiz acıyor ama yerden alıp tekrar üstlerine iliştirmeye çalışmanın da bir anlamı kalmıyor o vakitten sonra. Her geçen gün etrafta böyle sahipsiz bırakılmış insanca heveslerin sayısı artıyor,“Yankılar” yazısının devamını oku

Bilinmeyen

“Her şey bir unutkanlıktı/ arada bir deliler gibi kavuştuğumuz/ tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında/ kısacık yoğun bir akşam/ biliyordum bir soğuktu nereye varsam/ bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve/ kısacık yoğun bir akşam” diyor Turgut Uyar bir şiirinde. Hayatın ezberi bozuldu. Otomatiğe bağlanmış düzen yıkıldı. Kurgu işlemez oldu. Öyle görünüyor ki“Bilinmeyen” yazısının devamını oku

İyiki enayilik

Allah’a kulluk, mahlûkâta şefkat; dava budur! İnsan insansa yaratılmış her şeye şefkat gösterecek. Yaratılmış her ne varsa hepsinin bir Rabbi olduğunu ve hepsinin hâlıkının bir olduğunu bilecek ve her şeye, herkese şefkat gösterecek. Şefkat her şeye, ama önce insana… Çünkü insan eşref-i mahlûkat, yaratılmışların en şereflisi insan. Yaşasın enayilikAllah’a kulluk, mahlûkâta şefkat; dava budur! İnsan“İyiki enayilik” yazısının devamını oku

Ya hû geçer

Kudemâ buyurmuşlar ki: Geleceğe âh etme! Geçmişini yâd etme! Alacağın bir nefes, onu da berbâd etme! Çok güzel değil mi? Bir de hakkını verebilsek! Mutlu olmak için hep bir başka zamanı bekliyor insan; bir şeyin gerçekleşmesini, bir şeyin bitmesini, bir şeyin başka türlü olmasını. Hep başka bir şeyi bekliyor. Saçma sapan bir ‘carpe diem’ davetiyle,“Ya hû geçer” yazısının devamını oku

Görültü

İnsanların birbirini anlaması, buna bir yol bulabilmesi giderek zorlaşıyor. Bütün konuşmalar bir sağırlar diyaloğu şeklinde gelişmeye başladı. İnsanların çoğu kendi sesinin sarhoşu olduğu için bu iletişimsiz konuş-kanlığın farkında olan da pek yok. Sürekli konuşuluyor ama bu konuş-maların sonunda, büyük kısmı dolaşımdaki ezberlerden devşirilen aynı basmakalıp sözlerle dönüyor evine insanlar. En başta dinlemek üzere değil kendini“Görültü” yazısının devamını oku

Anlamı Yıkılan Şeyler

“Gel bugün hayatımıza anlam katacak bir şey yapalım!” dedi sarışın olan. Başıyla onayladı onu esmer olan. Sonra ikisi aynı anda ellerindeki telefonların arama motorlarına “anlamlı şeyler” yazdılar. Herkes gibi olmadıkları için hayat içinde sürekli mevzi kaybedenler var. Etraflarındaki çember giderek daralıyor onların. Başlarını iki ellerinin arasına alıp darbelerden korumaya çalışır gibi içlerine doğru büzülerek korumaya“Anlamı Yıkılan Şeyler” yazısının devamını oku

Geri tepen sözler

Sözün bütün sokaklarına giriyoruz neredeyse, bir ucundan diğerine kadar gidiyoruz. Sonra bitiyor sokak, önümüz duvar! Dönüyoruz, başka bir sokağına giriyoruz bu sefer. Bir yerden sonra yine duvar… Bu hep böyle sürüyor. Anlamın bir tür can çekişmesi şeklinde… Hayatın aşamadığımız çeperleri var, önümüze çıkıyor sanki her sokağın bir yerinde. Ve her sözün gidip gidip de artık“Geri tepen sözler” yazısının devamını oku

Kendini söylemeyen yaşamlar

“Bütün ömrümüzü, hakkımızda en ufak bir şey bilmeyen ama hakkımızdaki her şeyi bildiklerini iddia eden insanlarla birlikte geçiriyoruz” diyor Thomas Bernhard, ‘Kiler’ isimli kitabında. Katılıyor ve arttırıyorum: Bütün ömrümüzü hakkımızda en ufak bir şey bilmeden kendimize yabancı geçiriyoruz.Bir şeyleri yazıyor gibi değiliz yaşarken, daha önce yazılmış şeylerin üstünden geçiyormuş gibiyiz. Sözlerimiz, duygularımız, düşünme biçimlerimiz, tepkilerimiz,“Kendini söylemeyen yaşamlar” yazısının devamını oku

Eksilenler

Ayrılığın birçok çeşidi var, vedaların gizli ve saklı hikayeleri. Bazen iki insan, iki uçsuz bucaksız deniz gibi büyük bir sarsıntıyla birbirinden ayrılıyor da, kimsenin haberi olmuyor. Bazen birkaç kelime, hayatı öncesi ve sonrası diye ikiye bölüyor da, hiç kimsenin dikkatini çekmiyor. Bazen nefes alıp veren herkes, kıpırdanıp duran her şey durup kalıyor da, ayrılık belki“Eksilenler” yazısının devamını oku

Gitsen gidilmez

İçimiz yazılmış da gönderilmemiş mektuplarla dolu… Yahut başlanmış da bitirilememiş, belki başlamaya dahi cesaret edilmemiş mektuplarla… İçimiz unutmaya kıyamadığımız küçük ayrıntılarla dolu… Alıp nereye koyacağımızı, neye iliştireceğimizi, hangi cümlede geçireceğimizi bilemediğimiz kırıntılarıyla dolu hayatımızın. İçimiz yutulmuş isyanlarla, bastırılmış haykırışlarla dolu… Neye mal olduğunu kimselerin bilmediği fay kırıklarıyla… İçimiz anahtarı denize atılmış paslı kilitlerle, kapalı kapılarla“Gitsen gidilmez” yazısının devamını oku

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın