Umut, sıcacık bir yaz Haziran akşamı gibi canlı kalıyor içimizde bu soğuk havalarda. Galiba en çok kalbimizin bize hatırlamakta ısrar ettiği şeyleri unutabilmek için çaba gösteriyoruz. Tanıdığım ya da tanımadığım herhangi bir çocuğun masum bakışlarında beni kendime geri döndüren bir şeyler varmış gibi geliyor bana. Size de oluyor mu bu? Yeni zamanların yapıları insanı eziyor,“Çeşitli haller” yazısının devamını oku
Yazar arşivleri: Vedatsalihoglu
Bir dilek tutabiliyor muyuz ?
Uzun düzlüklerde upuzun ilerleyen bir yol… Sonbaharı itinayla üstüne takıp takıştıran sarı kızıl bir ağaçla yolu kesiştiğinde, kıvrılıp onu huzursuz etmeden geçiverdi yanından. Keşke olabilseydik biz de böyle! Nefesimizi kesen bir güzellikle karşılaştığımızda! Herkes pürtelaş hareket halindeydi. Aralarından biri duruverdi aniden. Ve derin bir nefes aldı. Hayat yeryüzünün her köşesinden aktı bir anda, doluverdi o“Bir dilek tutabiliyor muyuz ?” yazısının devamını oku
Bırakalım trenler gitsin!
Herkesin yapacak o kadar çok şeyi var ki, artık pek çoğunu neden yapmak istediğini bile hatırlamıyor. Çoğumuz yapmak zorunda olduğumuz şeylerin telaşıyla oraya buraya koşuştururken, yapmak istediklerimizi yapamıyor olmanın hayal kırıklıklarını da bir yük olarak sırtımızda taşıyoruz. “Bugün de bir önceki günle tıpatıp aynı, sanki hayatımda hiçbir şey değişmiyor!” dedi mutsuz olan. “Belki bugünkü senle“Bırakalım trenler gitsin!” yazısının devamını oku
Biz Hayatın Neresindeyiz ?
Bugün yapmakta olduğumuz her şey suya yazı yazmak ya da havaya resim çizmek gibi… Değil birkaç gün sonraya, değil bir gün sonraya, bir birkaç saat sonraya bile ulaşmıyor neredeyse etkileri. İz bırakmıyorlar zamanın içinde; iz bırakacak bir muhtevaya da sahip değiller zaten. Dışa vurduğumuz şeyler, bu nitelemenin aksine içimizde biriktirdiğimiz şeyler değil… Şuradan alıp buraya“Biz Hayatın Neresindeyiz ?” yazısının devamını oku
Yaşamayı bıraktık
İnsan bir şeyin değerini ancak onu kaybettiğinde tam olarak anlayabiliyor. Büyüklerimizi kaybettiğimizde hayatlarımızda kapladıkları yerin genişliğini çok da iyi kestireme-diğimizi fark ediyoruz mesela. Başımızı yaslaya-bileceğimiz bir yer aradığımızda… Hatalarımızı onarmak, yanlışlarımızı düzeltmek istediğimizde ve fakat bunu yapacak gücü, çareyi kendimizde bulamadığımızda… Geriye dönüp bizi, hayatımızı, kişiliğimizi tamamlayacak bir şeyler aradığımızda… Bir anne, bir baba, nasıl“Yaşamayı bıraktık” yazısının devamını oku
Mecalsiz
Günün işle güçle meşgul olmadığı ve uyumadığı saatlerinin büyük bir bölümünü küçük-büyük ekranlardan akıp geçen ‘paylaşım’lara bakarak geçiren insanın hafızasında hayat adına ne birikir? Ne damıtılır, gündem trendlerine rehin bırakılmış hafızalarda günlerin imbiklerinden? Hatıra olarak bir kenara ayrılacak, geçip gitmesine izin verilmeyecek ne var yaşadıklarımız arasında? Ne koyabiliriz yaşadıklarımızdan zihin kitabımızın sayfaları arasına? Güzelliği bizimle“Mecalsiz” yazısının devamını oku
İzi kalır
“Sanki bazı sabahlara kendimden daha fazla bir şey olarak uyanıyorum” dedi yanındakilere, “öyle günler bana hiç yetmiyor” Kanatlarımızı kıran şeyler olduğuna inanıyoruz çoğumuz. Bu kanatları olduğuna inanan insanların yapacağı bir şey değil mi? Biz kanatlarımız olduğuna inanıyor muyuz? Bizi dünyaya doğru çeken ağırlığı hafifletecek insanca imkanlarımız olduğuna inanıyor muyuz gerçekten? İnanmıyorsak; olmayan o kanatlar nasıl“İzi kalır” yazısının devamını oku
Uzun Yolun Kısası
“Dinleyecek biri olsa” dedi kederle, “anlatmayı istediğim o kadar çok şey var ki!” Ömrümüz boyunca sadece bir kez yan yana geldiğimiz insanlarla birkaç duraklık yolculukları paylaştığımız oluyor. Birbirimizle konuşmadığımız sürece hikayelerimiz, bir otobüsün o günkü hikayesinde beraberce bulunmak dışında birbirine dokunmuyor. Karton kutulardaki yumurtalar gibi, sarımız beyazımız birbirine karışmıyor. Şurada burada birbirinin yanı başına kadar“Uzun Yolun Kısası” yazısının devamını oku
Kapanmadan
Yaşamaya cesaret edemediğim şeylerin ağırlığı” dedi kendi kendine, “yaşadıklarımdan daha fazla çöküyor sanki üstüme!” İçimizin yapbozunda o kadar çok eksik parça var ki, hayatımızın resmi hiç tamamlık hissi vermiyor bize. Tamam olsa bir şeye benzeyeceğine inandığımız o resmi eksik bırakan yine biziz. Güzel olanın mükemmel olan olduğuna inandırmışız bir kere kendimizi. Oysa insan güzelliği mükemmelliğin“Kapanmadan” yazısının devamını oku
İnanmak istediğimiz sözler
Fikriyatımız kilitlendi. Belli sayıda ezber fikir dolaşıyor dilden dile sadece. Aynı şeyleri aramızda dolaştırıp durmaktan hiç bıkıp usanmıyoruz. Her meseleye söylenmiş sözlerden başlıyoruz. Böyle olunca, elbette başladığımız yerden çok uzağa gidemiyoruz. Kafamızda bizi rahat ettiren birtakım fikir kalıpları var. Zamanın aşındırdığı şeyler bunlar, bir kısmının tutarlı bir yanı da kalmamış hatta. Ama onlara sımsıkı sarılmaya“İnanmak istediğimiz sözler” yazısının devamını oku