Yaşamaya cesaret edemediğim şeylerin ağırlığı” dedi kendi kendine, “yaşadıklarımdan daha fazla çöküyor sanki üstüme!” İçimizin yapbozunda o kadar çok eksik parça var ki, hayatımızın resmi hiç tamamlık hissi vermiyor bize. Tamam olsa bir şeye benzeyeceğine inandığımız o resmi eksik bırakan yine biziz. Güzel olanın mükemmel olan olduğuna inandırmışız bir kere kendimizi. Oysa insan güzelliği mükemmelliğin“Kapanmadan” yazısının devamını oku
Yazar arşivleri: Vedatsalihoglu
İnanmak istediğimiz sözler
Fikriyatımız kilitlendi. Belli sayıda ezber fikir dolaşıyor dilden dile sadece. Aynı şeyleri aramızda dolaştırıp durmaktan hiç bıkıp usanmıyoruz. Her meseleye söylenmiş sözlerden başlıyoruz. Böyle olunca, elbette başladığımız yerden çok uzağa gidemiyoruz. Kafamızda bizi rahat ettiren birtakım fikir kalıpları var. Zamanın aşındırdığı şeyler bunlar, bir kısmının tutarlı bir yanı da kalmamış hatta. Ama onlara sımsıkı sarılmaya“İnanmak istediğimiz sözler” yazısının devamını oku
Yankılar
Gönlümüzce emek verdiğimiz şeyler var; onları birilerinin üstünde görmek istiyor, birilerine yakıştırıyor, üstlerine iliştiriyoruz. Farkına varmıyorlar çoğu zaman; işin hassasiyetine eremiyor, inceliğini bilemiyor, iki tarafta koşuş-tururken üstlerinden düşürüyorlar. İçimiz acıyor ama yerden alıp tekrar üstlerine iliştirmeye çalışmanın da bir anlamı kalmıyor o vakitten sonra. Her geçen gün etrafta böyle sahipsiz bırakılmış insanca heveslerin sayısı artıyor,“Yankılar” yazısının devamını oku
Bilinmeyen
“Her şey bir unutkanlıktı/ arada bir deliler gibi kavuştuğumuz/ tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında/ kısacık yoğun bir akşam/ biliyordum bir soğuktu nereye varsam/ bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve/ kısacık yoğun bir akşam” diyor Turgut Uyar bir şiirinde. Hayatın ezberi bozuldu. Otomatiğe bağlanmış düzen yıkıldı. Kurgu işlemez oldu. Öyle görünüyor ki“Bilinmeyen” yazısının devamını oku
İyiki enayilik
Allah’a kulluk, mahlûkâta şefkat; dava budur! İnsan insansa yaratılmış her şeye şefkat gösterecek. Yaratılmış her ne varsa hepsinin bir Rabbi olduğunu ve hepsinin hâlıkının bir olduğunu bilecek ve her şeye, herkese şefkat gösterecek. Şefkat her şeye, ama önce insana… Çünkü insan eşref-i mahlûkat, yaratılmışların en şereflisi insan. Yaşasın enayilikAllah’a kulluk, mahlûkâta şefkat; dava budur! İnsan“İyiki enayilik” yazısının devamını oku
Ya hû geçer
Kudemâ buyurmuşlar ki: Geleceğe âh etme! Geçmişini yâd etme! Alacağın bir nefes, onu da berbâd etme! Çok güzel değil mi? Bir de hakkını verebilsek! Mutlu olmak için hep bir başka zamanı bekliyor insan; bir şeyin gerçekleşmesini, bir şeyin bitmesini, bir şeyin başka türlü olmasını. Hep başka bir şeyi bekliyor. Saçma sapan bir ‘carpe diem’ davetiyle,“Ya hû geçer” yazısının devamını oku
Görültü
İnsanların birbirini anlaması, buna bir yol bulabilmesi giderek zorlaşıyor. Bütün konuşmalar bir sağırlar diyaloğu şeklinde gelişmeye başladı. İnsanların çoğu kendi sesinin sarhoşu olduğu için bu iletişimsiz konuş-kanlığın farkında olan da pek yok. Sürekli konuşuluyor ama bu konuş-maların sonunda, büyük kısmı dolaşımdaki ezberlerden devşirilen aynı basmakalıp sözlerle dönüyor evine insanlar. En başta dinlemek üzere değil kendini“Görültü” yazısının devamını oku
Anlamı Yıkılan Şeyler
“Gel bugün hayatımıza anlam katacak bir şey yapalım!” dedi sarışın olan. Başıyla onayladı onu esmer olan. Sonra ikisi aynı anda ellerindeki telefonların arama motorlarına “anlamlı şeyler” yazdılar. Herkes gibi olmadıkları için hayat içinde sürekli mevzi kaybedenler var. Etraflarındaki çember giderek daralıyor onların. Başlarını iki ellerinin arasına alıp darbelerden korumaya çalışır gibi içlerine doğru büzülerek korumaya“Anlamı Yıkılan Şeyler” yazısının devamını oku
Geri tepen sözler
Sözün bütün sokaklarına giriyoruz neredeyse, bir ucundan diğerine kadar gidiyoruz. Sonra bitiyor sokak, önümüz duvar! Dönüyoruz, başka bir sokağına giriyoruz bu sefer. Bir yerden sonra yine duvar… Bu hep böyle sürüyor. Anlamın bir tür can çekişmesi şeklinde… Hayatın aşamadığımız çeperleri var, önümüze çıkıyor sanki her sokağın bir yerinde. Ve her sözün gidip gidip de artık“Geri tepen sözler” yazısının devamını oku
Kendini söylemeyen yaşamlar
“Bütün ömrümüzü, hakkımızda en ufak bir şey bilmeyen ama hakkımızdaki her şeyi bildiklerini iddia eden insanlarla birlikte geçiriyoruz” diyor Thomas Bernhard, ‘Kiler’ isimli kitabında. Katılıyor ve arttırıyorum: Bütün ömrümüzü hakkımızda en ufak bir şey bilmeden kendimize yabancı geçiriyoruz.Bir şeyleri yazıyor gibi değiliz yaşarken, daha önce yazılmış şeylerin üstünden geçiyormuş gibiyiz. Sözlerimiz, duygularımız, düşünme biçimlerimiz, tepkilerimiz,“Kendini söylemeyen yaşamlar” yazısının devamını oku